Buzullar, yeryüzünün iklim dengesini ayakta tutan en önemli doğal yapılardan biri olarak kabul ediliyor. Binlerce yıl boyunca yağan karın erimeden birikmesi ve sıkışmasıyla oluşan bu dev buz kütleleri, yalnızca kutuplarda değil yüksek dağlık bölgelerde de bulunuyor. Antarktika ve Grönland’daki buz tabakaları ise gezegendeki en büyük tatlı su depolarını oluşturuyor.
Bilim insanlarına göre dünyadaki tatlı suyun yaklaşık yüzde 70’i buzulların içinde depolanmış durumda. Bu yönüyle buzullar, küresel su güvenliği açısından kritik bir rol üstleniyor. Aynı zamanda kendi ağırlıklarıyla çok yavaş hareket eden buzullar, vadilerden göllere kadar birçok yeryüzü şeklinin oluşumunda etkili oluyor.
Son yıllarda kutuplardaki buzul erimesinin hız kazanmasının temel nedeni küresel ısınma. Sanayi devriminden bu yana artan kömür, petrol ve doğalgaz kullanımıyla atmosfere salınan sera gazları, Dünya’nın ortalama sıcaklığını yükseltiyor. Hava sıcaklıklarındaki artışa ek olarak okyanusların ısınması da özellikle Antarktika çevresinde buz tabakalarının altından erimesine neden oluyor.
Buzulların en önemli işlevlerinden biri, güneş ışınlarını yansıtarak gezegenin aşırı ısınmasını önlemek. Beyaz yüzeyleri sayesinde doğal bir soğutma sistemi gibi çalışan buzulların küçülmesi, Dünya’nın daha fazla ısı emmesine yol açıyor. Ayrıca Ganj, İndus ve Yangtze gibi birçok büyük nehir, kaynağını buzul sularından alıyor ve milyonlarca insan bu suya bağımlı yaşıyor.
Buzulların hızla erimesi deniz seviyelerinin yükselmesine, kıyı şehirleri ve ada ülkeleri için ciddi risklerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Tatlı su dengesinin bozulması tarımı, gıda güvenliğini ve ekonomiyi doğrudan etkilerken, uzmanlar bu sürecin yalnızca çevresel değil sosyal ve ekonomik krizleri de tetikleyeceği uyarısında bulunuyor. Bilim insanlarına göre sera gazı salımı azaltılmadığı sürece, dünyanın “soğuk kalkanı” olarak tanımlanan buzulların kaybı kaçınılmaz hale gelecek.
İSTANBUL (UHA) - SEZGİN AKKOYUN
SON YAZILAR